Arsiv icin ‘Kulak Burun Boğaz’ Kategori

Gırtlak Hastalıkları

Salı, Eylül 29th, 2009

Larenks, tiroid, krikoid, arıtenoid ve epiglot adı verilen kıkırdaklardan yapılı, üst ve alt uçları açık bir borudur Geniş ucu yu­karda yutağa açılır ve alt ucu ise soluk borusu (trakea) ile devam eder. Ses telleri bu anatomik bölgede bulunur. Ses tellerinin hemen üstünde mukozanın teşkil ettiği ıkına bir kısım vardır ki yalan­cı ses teli adını alır. (daha fazla…)

Baş Dönmesinin Tetiklediği İç Kulak Hastalığı

Salı, Eylül 29th, 2009

ç kulaktaki labirentin bir hastalığıdır. Baş dönmesi, kulak uğultusu, kulakta dolgun­luk hissi ve işitme kaybı ile karakterizedir. Henüz nedeni hakkında tam bir bilgi edinilememiştir. Çoğunlukla 40 yaşının üzerindeki kimse­lerde görülür ve krizler şeklinde ortaya çıkar. Hasta, tamamen sıhhatte iken bir­denbire başlayan baş dönmesi, şahsı oturma veya yatmaya zorlar ve hatta düş­mesine sebep olabilir. Hastada şuur kaybı olmaz. Bulantı, kusma ve hasta kulakta işitme kaybı görülür. Baş hareketleri ile belirtiler şiddetlenir. Nistagmus ortaya çı­kar ve hasta, nistagmusun olduğu yöne yatar. Krizler arasındaki sakin devrede belirtiler çok çeşitli olabilir. Kulak zarı normaldir. Her krizden sonra işitme kaybı gittikçe artar. Tedavisi, genel olarak tıbbi ve cerrahi ol­mak üzere ikiye ayrılır. Öncş tıbbi tedavi denenir. Eğer krizler sık geliyor ve baş dönmeleri nedeniyle normal yaşantısı sık lıkla aksıyor ise, ayrıca işitmesi bozulmuş­sa cerrahi girişime karar verilir.

Nefes Borusu

Salı, Eylül 29th, 2009

Ağız ve gırtlaktan akciğerlere kadar uza­nan yaklaşık olarak 11,5 cm. uzunluğunda kıkırdak dokudan yapılmış nefes borusu­na, tıp dilinde trakea adı verilir. Solunum sisteminin diğer bölümlerini etkileyen has­talıklar, nefes borusunu da etkiler. Nefes veya soluk borusu da denen trakeanın il­tihaplanmasına trakeit denir. Hastalık kuru bir öksürükle başlar. Çoğunlukla bu öksürük göğüs kemiğinin ardında ve kısmen boynun alt bölgelerinde ağrı yapar. İltihap­lanma önlenmez ve gittikçe ilerlerse, ök­sürük sırasında balgam da gelebilir. Eğer iltihap steptokok cinsi mikroplar tarafın­dan oluşturulmuşsa balgamda cerahat de görülebilir.
Basit bir üşütme sonucu meydana gelen iltihaplanmanın tedavisi, sıcak ve sakin bir yerde yatak istirahatı ile yapılır. Hastanın soluduğu havayı nemlendirmek için oda içinde çaydanlıkla su kaynatmak yarar sağlar. Ayrıca sıcak su içine konacak ilaç­larla buğu da yapılabilir. Nefes borusunda önce nezle şeklinde baş­layan iltihaplar ihmal edilmeden tedavi edilmelidir. Aksi halde hastalık kronikleşir ve tedavisi güçleşir. Tedavide antibiotikler (penisilin, eritromisin) kullanılır. Nefes borusu, yabancı bir maddenin kaç­ması ile veya difteri gibi bir hastalık sonu­cu tıkanabilir. Bu durumda doktor çok kı­sa bir zamanda soluk borusunu açmak zo­rundadır. Traketomi denilen bir operasyon­la gırtlak delinerek hastanın nefes alması sağlanır.

Nefes Darlığı ve Solunum Güçlüğü Hastalığı

Salı, Eylül 29th, 2009

Soluk alıp vermenin güçlükle yapıldığı zor­lu solunuma nefes darlığı, tıptaki adı ile dispne denir. Normalde bilinçsiz ve rahat­ça yaptığımız fizyolojik bir olay huzursuz­luk içinde ve zor olarak yapılır bir hale gel­miştir. Normal solunum hareketi sinir sis­teminin bir bölümü olan bulbustaki solu­num merkezinden yönetilen bazı refleks­lerle (Hering-Breuer refleksi) düzenlenerek kendiliğinden (spontane) devam eden, ya­şam bakımından önemli bir olaydır. Soluk alma (inspırium) aktif, soluk verme (exprium) ise pasif olarak cereyan eder. Nor­malde, dakikada 14-18 defa soluk alıp ve­ririz. Yenidoğanda ise doğumla başlayan solunum dakikada 44 kadardır. Bir defada ortalama 500 cm3 hava soluruz ki buna so­lunum hacmi (tidal volum) adı verilir. Da­kika solunum hacmi, maksimal solunum kapasitesinin % 30′unu geçince (yani 50 İt.) hasta nefes darlığından şikâyet eder. Solunum yedeği azaldığından bu eksikliği gidermek için çok kere solunum hızlanır ki buna (polypnea) veya taşipne adı verilir. Bunun tersi olarak solunum sayısının daha da azalması (bradipne) üremi ve diyabet komaları ile daha ağır zehirlenme olayla­rında görülür.
İç çekme (sighing respiration) dediğimiz olayda normal solunum ritmi derin bir so­luk alma ile kesilmiştir. En çok sinirli kim­selerde görülür, dispne sayılmaz.
Solunumun yarıda kesilmesi plevra iltihap, larında, kaburga kırıklarında, kaburgalar-arası sinir ve adale ağrılarında görülür.
Hem ritm hem de solunum derinliğinin de­ğiştiği düzenli olmayan solunum (Biot so­lunumu) ve periyodik olarak solunumun derinleştiği periyodik solunum (Cheyne-S-tokes solunumu) gibi solunum biçimleri bazı hastalıkların belirtileridir. Birçok kalp hastalığında, özellikle sol kalp yetmezli­ğinde bu tip solunum şekli karakteristiktir.
Ölüme yakın hastalarda görülen gürültülü trakeal solunum (stetor) öksürük refleks­lerinin kaybolması sonuou trakeada biri­ken salgılar sonucu meydana gelir.
Üst sotunum yollarının daralma ve tıkan­malarında (angin, difteri, alerjik larenks ödemi, yabancı çişim), akciğer içi bronşla­rın daralma ve tıkanmalarında (astım bronşiale, boğmaca, akut bronşit, anfizem, atelektazi, bronş kanserleri, pnömoni, akciğer ambolisi ve infarktüsü)ve plevra hastalık­larında (plörezi, pnömotoraks) dispne mey­dana gelir.

Nezle hastalığı

Salı, Eylül 29th, 2009

Nezle burun mukozasının bakteriyel iltihabıyla ortaya çıkan bir çeşit hastalık durumudur. Burun mukozasının şişkinliği ve kızarıklığını sulu bir akıntı takip eder. Hemen akabinde burun florasını oluşturan pekçok mikrobun eklenmesiyle akıntı pürülan bir tür alır, sarıya ya da yeşil renge döner. Burunda yanma, tahriş , hapşırma, titreme ve ateş şikayetleri oluşur.
Basit nezle alerjik ve vazomotor rinitle gripin rinitinden farklı bir hastalık durumudur.
Bunun dışında birçok döküntülü hastalıkların baş­langıç dönemlerinde nezle görülür. Bazı etkelnlerle akut rinit kalıcı hale gelir. Bu faktörler içinde sinüzit, kronik bademcik, sürekli sigara ve alkol, damarları daraltıcı burun damlaları kullan­mak, sürekli toz ve dumanda kalmak sayılabilir.
Tedavi için ateş düşürücü, ağrı kesici , antihistaminikler, burun damlaları kullanılır. C vitamini faydalıdır. An­tibiyotik gerekmez, ancak bazı durumlarda hekim önerisiyle antibiyotik ilaçlar alınabilir.